Milat Web

Asıl suçlu BATI değil, bizleriz!

Asıl suçlu BATI değil, bizleriz!

Suriyeli minik bebek Aylan Kurdi'nin Bodrum kıyılarına vuran cansız bedeninin görüntüsü, mülteci sorununu dünya gündemine taşımıştı. Ama, Türkiye dışında Suriyeli mültecilere yeteri kadar el uzatan başka devlet çıkmadı.

11 Haziran 2021 04:00:00

Suriyeli minik bebek Aylan Kurdi'nin Bodrum kıyılarına vuran cansız bedeninin görüntüsü, mülteci sorununu dünya gündemine taşımıştı. Ama, Türkiye dışında Suriyeli mültecilere yeteri kadar el uzatan başka devlet çıkmadı.

Ali Rıza Demircan Hoca 

DEĞERLİ dostum Faruk Polatoğlu ile telefon görüşmemiz sırasında söz Akdeniz’de kadın çocuk ve erkek olarak yüzlercesi hatta binlercesi boğulan göçmenlerce gelince, beklemediğim beni de ürküten bir ses tonuyla feryat edercesine şöyle dedi:

"Bizim mazlum diyerek ve yüreklerimiz kavrularak savunduğumuz bu göçmen dediğimiz zalimler, meçhul bir gelecek uğruna kendi canlarını tehlikeye attıkları gibi eşleri ve yavrularını da tehlikeye atıyorlar. Bunlar boğulan eşlerinin ve çocuklarının katilidir. Kendileri de Cehennemlik intiharcıdır."

Ülkelerinden niçin kaçıyorlar?

Görüşmemizden sonra düşünmeden edemedim. Göçmen dediğimiz bu insanların yüzde doksanı ismen de olsa Müslümandır ve İslâm ülkelerinden kaçarcasına batı ülkelerine sığınmak istemektedirler.

Bunların kaçmak istedikleri ülkelerinde milyonlarca insan yaşıyor. Öyle iddia ettikleri gibi dayanılamaz şartlarda da yaşamıyorlar. Üstelik sığınmacı olmak için aracılara verdikleri paralar da azımsanacak gibi değil. Onlar rahatları için harcayabilecekleri bu paraları şöyle veya böyle kendi ülkelerinde edinmiyorlar mı?

Ülke şartlarına sabırsızlıkları sebebiyle ve daha iyi bir gelecek adına tehlikeye atılmalarını bir ölçüde anlamaya çalışabiliriz ama eşleri ve çocuklarına yazık etmeleri makul görülebilir mi? Kaldı ki bunların sığınmacı olarak kabul edilen eğitim almış vasıflıları kendilerini yetiştiren fakir ülkelerine ihanet etmiş olmuyorlar mı?

mülteci_4b10e935f68e61ddfbcbf72d83e6b0c0.jpg

Asıl suçlu biziz

Milletimizin bütün fertleri olarak bizleri düşündürmesi gereken asıl mesele çoğu Müslüman olan sığınmacıların neden batılı ülkelere sığınmayı tercih ettikleridir. Bir zamanlar bizler batı ülkelerine çalışmaya giderdik. Şimdilerde Türk dünyasından ve hatta Ermenistan’dan on binlerce insan Türkiye’ye çalışmaya geliyor. Ülkemizdeki yüzbinlerce   vasıflı veya vasıfsız ama çalışkan Suriyeli kardeşimiz ailesinin nafakasını temin edebiliyor.?

Kendinizi suçlayın

Sığınmacıların büyük çoğunluğunun -değinildiği üzere- sabırsız, gayretsiz, bilinçsiz ve maceracı olduğu doğru ama onlar niye batı ülkelerine yöneliyorlar? İslam ülkeleri daha güvenli, sosyal ve ekonomik refah düzeyi daha bir gelişmiş olsaydı onlar batıya teveccüh ederler miydi?

Yer altı ve yer üstü kaynaklarını batıya sömürten; padişahlara, materyalist kurtarıcılara, müstebit krallara, sultanlara, şahlara, uşak ruhlu yöneticilere ve darbeci askerlere boyun eğen; tembelliğe ve cehalete rıza gösteren İslâm Dünyası, haçlı ruhuyla hareket eden batı ülkelerini değil, kendisini suçlamalıdır.

Zamanı gelmedi mi?

Fert, toplum, millet ve ümmet olarak İslâmî çizgide haklarımız ve özgürlüklerimize sahip çıkma; batı kafalı yöneticilere, sultanlara ve darbecilere baş kaldırma zamanıdır. Maddî ve manevî zenginliklerimize yönelme zamanıdır. Adalet, merhamet, ilim ve teknoloji cihadını başlatma zamanıdır. Kur’ân imanlısı, Hz. Muhammed bağlısı olmak yani ebedi mutluğu amaçlayan Müslüman olmak bunu gerektirir.

 göcmen_e143ce652a9a9cddb23b94efa85d2c2f.jpg

Sabır ve mücadele gerekir

SÜREKLİ olarak öğrenmeye ve öğretmeye çalışıyoruz; Allah’ın emirleri ve yasaklarına aykırılıkla haramlar işleyerek  yaşamanın bereketi yani sürekliliği, gelişimi, güveni ve huzuru olmaz.

Yaratıldığımız ve yaşadığımız coğrafi bölgenin iklimine, insanlarına ve yönetimlerine sabır gösterip toplumsal şartların değişimi ve gelişimi için mücadele etmekle yükümlüyüz.

Sabır Rabbimizin buyruğudur, Peygamberimize bile sürekli olarak sabırlı olması emredilmiştir:

“Rabbinin buyrukları çizgisinde sabret. Çevrendeki insanların günahkârına da, kâfir / nankör tipine de uyma.” (İnsan 76/24)

Rabbimizin sabır emrinin nankörlük ve ümitsizlikle çiğnenmesi haramdır.

Canların Tehlikeye Atılması da HaramdırCanlar da Allah’ındır. Onun“…Kendinizi ellerinizle tehlikeye atmayınız…” şeklindeki emrinin çiğnenerek canların tehlikeye atılması da haramdır. Eşlerin ve çocukların korunması ise görevimizdir. (Bakara 2195; Nisa 4/44, İsra 17/31)

Kaldı ki günümüzde tehlike, sığınmacı oluncaya kadar sürdüğü gibi sığınmacı olduktan sonra da devam etmektedir. Çünkü batı ülkelerinde yabancı, özellikle de İslâm ve Müslüman düşmanlığı giderek artmaktadır. Bu sebeple öyle sanıldığı gibi sosyal refah da, güven de yoktur.

 avrupa_2b821b95b116ed6b151a4572edd4ca67.jpg

Yardıma muhtaç olan sığınmacılar

 

Bu göçmenler içinde bilgili ve bilinçli bir Müslüman olabileceğine inanmıyorum. Yanlış anlaşılmasın; bulundukları ülkelerinde derin baskılar altında yaşayan, sürülmek istenen, can güvenliği olmadığı veya açlık tehlikesiyle karşılaşıldığı için herhangi bir ülkeye veya bir İslam ülkesine sığınmaya çalışanlar da vardır. Onlar eleştirilerimizin dışındadır.

Ana mali görevimiz olan Zekât’tan, Rabbimizin Kur’ânî emri gereği kendilerine pay çıkarılması gereken İbnüssebil, aslında bu sığınmacılar yani mültecilerdir. (Tevbe 9/60) Onları hor görmek bir tarafa, onlara yardımcı olmak vazifemizdir. İlgisizliğimiz de bizi günahkâr kılar. (Nisa 4/75) Kaldı ki özgür kullar olarak yaşayabilecekleri ülkelere sığınmak da onların farz görevleridir. (Nisa 4/97) Onları Kur’ân’da övülen muhacirler olarak da görebiliriz. (Tevbe, 9/20-21)

***

En çok tercih Amerika'ya ve Fransa'ya

Göçmenlerin en çok tercih ettiği ülke ise Amerika Birleşik Devletleri (ABD) olmaya devam ediyor. Son 22 yılda 50,7 milyon göçmen ABD’nin yolunu tuttu. Avrupa’da ise en çok Fransa tercih edildi. Fransa’yı İngiltere ve Almanya izledi. Veriler, 114 milyonla dünya genelindeki mültecilerin yarısından fazlasının Avrupa ve Kuzey Amerika’da yaşadığını gösteriyor.

***

En fazla geçmen veren ülke Suriye


Verilere göre, küresel mülteci nüfusu 25,9 milyonu geçti.  Mülteci sorununun yaşandığı başlıca ülkeler Suriye, Afganistan, Güney Sudan, Myanmar, Somali, Sudan, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Orta Afrika Cumhuriyeti, Eritre ve Burundi oldu. Bu ülkeler toplam mülteci nüfusunun yaklaşık 16,6 milyonunu yani yüzde 82'sini oluşturdu. Küresel mülteci nüfusunun yüzde 52'sinin ise 18 yaşın altında olduğu kaydedildi.

-----------

 

Türkiye'de ne kadar Suriyeli var!

 

Türkiye’deki geçici koruma altındaki kayıtlı Suriyeli sayısı 26 Mayıs 2021 tarihi itibarıyla bir önceki aya göre 2 bin 304 kişi artarak toplam 3 milyon 672 bin 646 kişi oldu. Bu kişilerin 1 milyon 740 bin 677’sini (yüzde 47,4) 0-18 yaş arası çocuklar oluşturuyor. 0-18 yaş arası çocukların ve kadınların toplam sayısı ise 2 milyon 601 bin 387 kişi. (yüzde 70,8)

***

Türkiye'deki Suriyeli genç nüfus oranı

Türkiye'de, genç nüfus olarak tanımlanan 15-24 yaş aralığında 749 bin 881 kişi bulunuyor. Suriyeli genç nüfusun toplam Suriyeli sayısındaki oranı yüzde 20,4. Türkiye'deki Suriyelilerin Yaş Ortalaması ise 22.2.  26 Mayıs 2021 tarihi itibarıyla ülkemizdeki geçici barınma merkezlerinde kalan Suriyelilerin sayısı 56 bin 191 kişi olarak açıklandı.

---------------

 

Yorumlar

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement