AYM'den yaşam hakkının ihlali kararı

AYM'den yaşam hakkının ihlali kararı

- Yüksek Mahkeme, engelli kişinin ölümünde etkili soruşturma yürütülmediği ve yaşam hakkının usul yönünün ihlal edildiğine karar verdi

14 Eylül 2021 13:00:16

- Yüksek Mahkeme, engelli kişinin ölümünde etkili soruşturma yürütülmediği ve yaşam hakkının usul yönünün ihlal edildiğine karar verdi

ANKARA (AA) - Anayasa Mahkemesi, engelli kişinin ölümünde etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğine karar verdi ve yeniden soruşturma yapılması için karar örneğinin ilgili başsavcılığa gönderilmesine hükmetti.

Resmi Gazete'de yer alan karara göre, Konya'da yaşayan engelli M.T, Taşkent'te Çeşmi Mahallesi Sarıyar mevkisinde ölü bulundu. Hadim Cumhuriyet Başsavcılığınca olay üzerine soruşturma başlatıldı.

Soruşturma kapsamında hazırlanan otopsi raporunda, cesette darp, cebir veya ateşli, ateşsiz silaha ait yara izine rastlanmadığı, kaburgalarda kırıklar tespit edildiği belirtildi.

Olay yeri inceleme raporunda ise cesedin 60 santimetre uzağında üst kısmından yırtılmış 50 kilogram ağırlığında çimento torbası bulunduğu, elbisede herhangi bir yırtık görülmediği, şüpheli bir bulguya rastlanmadığı kaydedildi.

M.T'nin komşusu ve aynı zamanda bacanağı İ.A, savcılık ifadesinde, olay günü kendilerine miras kalan arazide su borularını yerleştirmek için birlikte çalıştıklarını, M.T'nin artan bir çimento torbasını köyündeki evine götürmek için kendileriyle çalışan belediyeye ait kepçeye binerek olay yerinden ayrıldığını ve geri dönmediklerini anlattı.

Kepçe operatörü M.K. ise su borularının geçirilmesi işi için belediye tarafından olay yerinde görevlendirildiğini, işini 40 dakikada tamamladıktan sonra buradan ayrılarak başka bir araziye geçtiğini, aracına kimseyi bindirmediğini, M.T'nin ölümüyle alakasının olmadığını söyledi.

M.T'nin oğlu Y.T. de otopsi raporundaki bulguların normal bir düşmeyle gerçekleşmesinin mümkün olmadığını, babasının bulunduğu yerde kepçeye ait olabilecek büyüklükte teker ve ayakkabı izlerinin görüldüğünü, olay günü bu teker izlerinin alınması halinde kepçeye ait olduğunun ortaya çıkacağını savundu. Y.T, soruşturmada bazı ihmaller olduğunu öne sürerek, soruşturmanın derinleştirilmesini talep etti.

Cumhuriyet Başsavcılığı kepçe operatörü M.K. hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.

İtirazın reddedilmesi üzerine M.T'nin eşi Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu.

Yüksek Mahkeme, Anayasa'nın 17. maddesinde güvenceye alınan yaşam hakkının usul yönünden ihlal edildiğine, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere karar örneğinin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesini kararlaştırdı.

- Kararın gerekçesinden

Anayasa Mahkemesinin kararında, yaşam hakkının veya bireyin fiziksel bütünlüğünün ihlaline kasten sebebiyet verilmişse etkili bir yargısal sistem kurma yönünde devletin yükümlülüğü bulunduğu vurgulandı.

Her olayda ceza davası açılmasının gerekmediği ancak doğal olmayan bir olayın sorumlularının belirlenmesi ve gerekiyorsa cezalandırılması için etkili bir soruşturmanın yürütülmesi gerektiği belirtilen kararda, somut olay kapsamında maktulün bulunduğu yerde tekerlek izleri bulunmasına ve bu delilin elde edilmesinde de hiçbir güçlük bulunmamasına rağmen bir iş makinesine ait olabileceği iddia edilen geniş ve derin tekerlek izleri hakkında hiçbir inceleme yahut değerlendirme yapılmadığı anlatıldı.

Tekerlek izleri üzerindeki ayakkabı izlerinin kime ait olduğunun tespiti amacıyla kriminal incelemeye esas olmak üzere ayakkabı izlerinin de delil olarak muhafaza altına alınmadığı bildirilen kararda, şu tespitlere yer verildi:

"Bu hususlar, ölüm olayının meydana geliş şeklini aydınlatabilecek ve şüphelinin belirlenmesine yarayabilecek delillerin toplanması açısından soruşturmada birer eksiklik olarak tespit edilmiştir. Diğer yandan şüpheli olarak hakkında soruşturma yürütülen kepçe operatörü M.K, su borularının üstünü kapatma işi bittikten sonra bir başka yerde çalışmak üzere çıktığını beyan etmiştir. Soruşturma kapsamında M.K'nin bir sonraki yere varış saatinde belirgin bir gecikme olup olmadığına dair araştırma yapılmamıştır."

Ölüm sonrası cumhuriyet savcısının incelemesinin, olayın gerçekleşme şartlarını netleştirecek biçimde ayrıntılı olmadığı aktarılan kararda, şunlar kaydedildi:

"Her ne kadar otopsi sonucunda 'ölümün künt göğüs ve batın travmasına bağlı çok sayıda kaburga, omurga ve sol pubis kolu kırıkları ile birçok iç organ hasarı, iç kanama ve omurilik hasarı neticesinde meydana geldiği, bu hasarın göğüs ve karnın sıkışması ile ağırlık altında kalma neticesinde oluşmuş olabileceği' tespitine yer verilmiş ise de adli makamlarca bu hasarın taşınan çimento torbası altında kalınması sonucunda mı yoksa yüksekten düşme sonucunda mı meydana gelebileceği hususunun aydınlatılmasına yönelik herhangi bir soruşturma işlemi gerçekleştirilmediği, bu konuya dair kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda da herhangi bir açıklamaya yer verilmediği görülmüştür. Bahsedilen eksikliğin hem olayın meydana geliş şeklini aydınlatabilecek delillerin toplanması açısından hem de kovuşturmasızlık kararının elde edilen delillerin kapsamlı, nesnel ve tarafsız analizine dayalı olarak sonuca ulaşılmasıyla verilmesi açısından soruşturmanın etkililiğini zedelediği değerlendirilmiştir.

Soruşturma bütün halinde ele alındığında ölüm olayının tüm yönlerinin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ortaya konulamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan gerekçelerle, Anayasa'nın 17. maddesinde güvenceye alınan yaşam hakkının usul yönünün ihlal edildiğine karar vermek gerekir."

Yorumlar

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement