İnsanlar sosyal medyada yapmış oldukları paylaşımları için beğeni almak isterler, paylaşım isterler. Ama bir kısım insanın aklına gelmez ki: beni yaratan Allah, yeryüzündeki bütün güzellikleri benim beğenime sunmuş ve benden beğeni yerine geçen Mâşallah Sübhanallah dememi bekliyor ve teşekkür yerine geçen namazı bekliyor...
İnsan kendi yaptıklarına beğeni almayı arzu ediyor da, Allah’ın yaratmış olduğu kusursuz her bir şeye, sosyal medyada gezindiği gibi bakıp: Mâşalllah, Bârekallah diyemiyor. Ne kadar garip, ne kadar iki yüzlülük ve ne kadar şükürsüzlük… Evet, dünyada ki her bir çiçek, yaprak, meyve, ağaç; taş, bulut, yıldız vesaire hepsi birer Allah’ın paylaşımı… Biz onlara bakıp, o baktığımız şeylerdeki Allah’ın kudretini ezeli ve ebedi oluşunu, sonsuz ilim sahibi oluşunu hiçbir şeye muhtaç olmayıp, bütün varlık âleminin hususan hayat sahiplerinin ihtiyaçlarını gidermiş olmasını düşünüp de imanımızın artmasına gayret etmiyoruz... Asıl bu sosyal medyayı kullanmak lazım! Bu muhteşem sosyal medyada öyle harika şeyler, beğeni yapılacak, yorum yazılacak o kadar çok şey var ki… İnsan gerçek bir çiçeğe bakıp da nasıl yorum yazamaz ki?
Allah’ın sosyal medyasında yorum yazacak, tefekkür edecek ve o meyvedeki, çiçekteki sanatı ilahiyi düşünecek; ne güzel bir renk cümbüşü olduğunu, dokusunun ve kokusunun muhteşem olduğunu ve o toprağın içerisinde sen o boyayı nereden buldun da boyandın, cilalandın, süslendin; telli duvağınla topraktan çıktın, dalın ucuna takıldın gibi… İşte bu yorumları yazmak lazım! İnsan bakınca: O kadar çok elma portakal yemişiz ama kaç defa bizim bile unutamadığımız bir yorum yazabilmişiz?
Meyvenin o muhteşem kokusu burun için, rengi göz için, tat dil için, içindeki lezzet ve vitaminler beden için, dokunabilmek ve tutmak el için. Elinde hissesi var! İstisnalar hariç; hiç kimse elleri bağlı şekilde ağzına meyve götürülmesine razı olmaz! Dokunmadan, tutmadan kimse öyle bir meyveyi yemeyi istemez. Ne yersek dokunmak istiyoruz. Muza dokunmak, burnumuza götürüp koklamak istiyoruz. Sırayla lezzetlenmek, rızıklanmak istiyoruz. Önce el rızkını alıyor, sonra burun rızkını alıyor, sonra dudaklar rızkını alıyor ve dudaklardan sonra dişler; hepsi sırasıyla rızkını alıyor… Ve mideye iniyor. Öyle kalıyor mu? Hayır! Midede hazmedildikten sonra bütün vücutta ne kadar zerre var ise rızkını alıyor.
İşte bugüne kadar yediğimiz nimetler ve her bir meyve için yorum olarak bunları yazabildik mi; düşünebildik mi? Beğeni yerine geçecek olan; önünde hayranlıkla durup, hayranlıkla elimizde tutup: Mâşallah, Bârekallah, Allah’ım Sen ne büyük bir ilim ve kudret sahibisin diyebildik mi? İşte bunları yapabilmiş olsaydık; ilahi sosyal medyanın farkında olmuş olurduk. Allah’ın sosyal medyasını bu şekilde kullanmış olmakla da; malum sosyal medya, günümüzde kullanılan internet, çok daha farklı olurdu… Dünyada tecelli eden Esmâ-i hüsnâ sosyal medyasına bu şekilde yaklaşan, bu şekilde düşünen bir insanın sosyal medyası da elbette çirkef ve yalanla iftiralarla dolu olmazdı!
Evet, Allah bize sosyal medyayı iyi kullanmayı, şuurlu şekilde kullanmayı nasip etsin. Her bir paylaşımımız hak ve hakikat olsun! Paylaştıklarımız insanların imanına ve imanda terakki etmeye vesile olsun. Paylaştıklarımız dua almaya vesile olsun. Paylaşımlarımız onu gören insanların dikkatini çekip, dua ediyorsa ve onda hoş bir tat bırakıyor ise o zaman ne kadar hoş olur; vazifemizi yapmış oluruz... Yoksa Allah muhafaza etsin; yapmış olduğumuz paylaşımlar, başkalarının küfre ve günaha girmesine sebep olacaktır!
Evet, kâinatı seyretmek, kâinatı okumak, kâinatı mütalaa etmek; Allah’ın sosyal medyasını incelemek lazım! O kelebekler, kuşlar, arılar ve harika şeyler, aslında bize en çirkin görünen şeyler bile oturup düşünecek olursak; öyle harikalar ki… Misal: Yılan vs. çirkin olmuş olsa bile üstlendiği vazife itibariyle güzel bir paylaşım, harika bir cihaz... Vazifesi itibariyle temaşa edeceğiz, düşüneceğiz; bunlar olmasa, bizim hayatımız ne olurdu diye… Onlara o vazifeyi veren Allah’ın olduğunu düşünerek, sevmek lazım! Kim görevlendirmiş, kim git bu işleri gör, kullarımın hayatlarını kolaylaştırır demiş?
O kadar çok okunacak şey var ki yeryüzünde ama görmüyoruz, okumuyoruz, dinlemiyoruz. Allah görmeyi, okumayı, dinlemeyi nasip etsin! Bütün kâinat Allah diyor, bütün mevcudat vazifeleri itibariyle, lisanı halleriyle Allah diyor… Rabbim bize de her an onu hatırlamayı nasip etsin çünkü vücudumuzda ki her bir zerre Allah diyor…