Türkiye'nin kaderi dünyanın kaderidir

ÖZLEM DOĞAN

Suriye'de yıllardır süren iç savaş büyük dramlara sahne oluyor. Esed güçleri genç yaşlı, kadın erkek, bebek çocuk demeden kendi halkını katlediyor. Savunmasız halkın üzerine varil bombaları yağdırıyor, dünyanın gözü önünde kimyasal silah kullanıyor. Üstelik can çekişerek ölen bebeklerin, çocukların ölümünü geçen süre içerisinde kanıksadık. Akan kanın durması ve barış sağlanması için Türkiye gerekli çabayı sarf ediyor ama ABD, Rusya ve İran'ın bölgeye yönelik kirli planları yüzünden kısa vadede Suriye'de istikranın sağlanması zor görünüyor. Suriye'nin sembol şehri Halep üzerine gerçekleştirilen ve alanında uzman isimlerin konuşmacı olarak katıldığı ‘Halep'i Unutma' paneli kitaplaştı. Kitabı hazırlayan Maltepe Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Yrd. Doç. Dr. Erkan Çav'ın Halep'i Unutma' çalışmasından yola çıkarak yüreklerimizde yıllardır kanayan Suriye ve Halep konusuna değindik.

Sadece Türkiye'ye güveniyorlar

Türk Kızılay'ı İstanbul Şube Başkanı İlhami Yıldırım:

Cerablus'ta yanıma bir çocuk geldi Anne ve babasını DAEŞ öldürmüş. Gelip bana sarıldı ve Arapça bir şeyler söyledi. Tercümanın ifadesine göre bu mazlum yavru, Türk askeri olmak istiyormuş. 4-5 yaşlarında çocuklar bizi görünce coşkuyla “Türkiye'' diye bağırıyorlar. Türkiye olarak karşılıksız yardım yaptığımızı ve bir karış topraklarında gözümüz olmadığını Suriye halkı da biliyor, bu yüzden bize minnettarlar ve sadece Türkiye Cumhuriyeti'ne güveniyorlar.

Yeni sınırlar çiziliyor

İHH Yönetim Kurulu Üyesi Osman Atalay:

Suriye Küba'dan sonra dünyada em çok baskı altında olan ya da tek tip tek model olan ülkedir. 1960'larda Beşar Esad'ın babası Hafız Esad darbe yaparak yönetimi ele geçirerek tek partili diktatör bir yönetim başlattı. 1982 yılında da 50 bin kişinin hayatını kaybettiği Hama katliamını gerçekleştirdi. Bugün görüyoruz ki Sykes-Picot'tan gelen 100 yıllık sınırlar çürüdü, geçerliliği kalmadı. Yeni sınırlar çiziliyor. Bu sınırlar çizilirken din ve etnik yapılar üzerine kuruluyor. Irak bugün bu yüzden üç parça ve Irak diye bir ülke yok artık. Şu an Suriye'de insani bir kriz var. Bundan dolayı göç yaşanıyor. Türkiye elinden geldiği ölçüde yardım ediyor. Mısır, Suriye, Irak, Libya, Yemen, Ürdün, Arabistan gibi ülkelerin toplamında 200 milyon nüfusluk bir coğrafyadır ve Türkiye'nin bu ülkelerle bağı var.

Suriye'nin önünde üç ihtimal var

İNSAMER Genel Koordinatörü Dr. Ahmet Emin Dağ:

Suriye'nin önem arz eden stratejik konumu ve bunun oluşturduğu jeopolitik öncelikleri tüm siyasetini etkileyen bir unsurdur. Suriye Türkiye açısından da çok önemli zira Türkiye'nin Arap dünyasıyla karadan tek bağlantısı Suriye'dir. Suriye açısından bakıldığında da özellikle ekonomik anlamda en önemli açılım noktalarından bir tanesi Türkiye'dir. Artık Suriye ile ilgili üç senaryodan bahsedebiliriz: Söz konusu savaşın tıpkı 15 yıl süren Lübnan iç savaşı gibi bir süre daha devam etmesi. İkinci bir ihtimal de ülkenin bölünmesi. Yani Nusayriler, Sünniler, Hristiyanlar, hepsi birbiriyle hesaplaşıyor bugün. Kan davasıyla sebebiyle taraflar kesinlikle bir arada bulunmak istemeyebilir. O zaman ülkeyi oluşturan etnik ve mezhebi grupların her biri özerk yapılarını kurup yola devam etmek gibi bir tercih yapabilirler. Üçüncü ve en uzak senaryo ise savaş öncesi duruma dönmek. Bu ihtimal ancak güçlü bir barışın ardından tarafların tümünün razı olacağı koşulların sağlanmasıyla mümkün olur.

Osmanlı yıkıldığından beri kan durmuyor

Cansuyu Derneği Dış İlişkiler Sorumlusu Şerafettin Mollaoğlu:

Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünün ardından başsız kalan İslam Coğrafyası, kan revan içinde kötü günler geçirmeye devam ediyor. Osmanlı tarzı güçlü bir İslam devleti kurulmadıkça da Ortadoğu'da kan durmayacak gibi görünüyor. Batılılar İslam coğrafyasında oluşturdukları butik devletlerle kendi hükümranlığını sürdürmek için buraya yerleştirmiş oldukları cunta rejimler vasıtasıyla, yıllarca İslam coğrafyasındaki Müslümanları ve onlara ait yer altı ve yer üstü zenginliklerini sömürdü. Osmanlı yıkıldıktan sonra Batılılar bizim kanla çizmiş olduğumuz sınırları Lozan'da, masabaşında kendilerine göre değiştirdiler. Kendi getirmiş oldukları kukla rejimlerle Müslümanların hem İslami hem de teknolojik olarak ilerlemelerini engellediler. Şimdi küresel güçler Suriye'de herkesi birbirine kırdırıyor.

Suriye hepimizin imtihanı

Deniz Feneri Derneği İletişim Koordinatörü Recep Koçak:

Hepimiz Suriye imtihanındayız. Oradaki mazlumlara gücümüz nispetinde yardım etmeliyiz. “Kim bir hayra delalet ederse onu yapan gibidir” hadisinden yola çıkarak kime ulaşırsak onunla Suriyeli mazlumlara ulaşmalı, ulaştırmalıyız.

Kürt kuşağı oluşturmak istiyorlar

Suriyeli Türkler Derneği Başkanı Tarık Silo Cevizci:

Suriye'de savaşın tarafları kendilerine özgün planlar yapıyor. Kürtlerin bu coğrafyada yapmak istediği tek şey, Suriye'nin kuzeyinde bir Kürt kuşağı oluşturmak ve bunu Irak'la da coğrafi olarak bağlayarak Akdeniz'e açmaktır. Böylece dünya ile fiziksel bir iletişime geçerek burada kurulan yapının geleceğini teminat altına alabilmektir. Nusayriler ise Suriye'nin bütününü kontrol etmek istiyor. Bunu başaramazlarsa da kendi bölgelerini kontrol ederek bir devlet kurmak peşindeler. Bu bahsettiğimiz bölgelerin dışındaki bölgeleri de Sünni Araplara bırakma düşünesi içerisindeler ki bu bahsettiğimiz bölgeler çöllük ve kuraklık.Suriye ile ilgili herkesin bir planı var. Biz de, Suriye meselesi arzu ettiğimiz bir tabloda seyretmese de, bizi daha kötü bir duruma düşürme oyunlarını da sürecin içine girerek engelliyoruz.

Bizim rahatça harcadıklarımız, başkalarının ihtiyacı

AID Uluslararası Doktorlar Derneği Başkanı Dr. Mevlit Yurtseven:

Biz refah ve bolluk içerisinde yiyoruz, içiyoruz, temiz su kullanıyoruz ama dünyada 3 milyar insan bizim bu sahip olduğumuz onda birine sahip değil. Onların temiz su kaynakları yok. Bizim tek seferde sifonla boşalttığımız su, dünyanın bir köşesindeki bir ailenin günlük kullanım ihtiyacı. Suriye ve Halep'in hali dünyada değişik yerdeki insan azgınlığının bir eseridir. Hiçbir değer yargısı olmadan, her şeyi yıkarak, bir toprak parçacı olarak görüp orayı kimin alacağına karar vererek dünyanın bir ucundan vermiş oldukları kararlarla bombalar yağdırıyorlar. İnsanları yerlerinden, yurtlarından ediyorlar. Kadınları dul, çocukları yetim, erkekleri sakat bırakıyorlar.

Suriye'nin her tarafında Türkiye'nin izi var

Gazeteci Benan Kepsutlu:

Türkiye için Suriye önemli, tarihi ve kültürel açıdan Halep çok daha önemli. Suriye'deki, Şam'daki, Halep'teki halkı, halklar arasındaki tarihi ve kültürel birliği gördüm. Suriyelileri İbrahim Tatlıses dinleyip onun şarkıları söylerken, Osmanlı paşalarının isimlerini taşıyan sokaklarında gezerken, Türkçe isimli dükkânları, Türk mimarisi eserleri, yiyecekten giyeceği Türk izlerine, izlenen Türk dizilerine şahit oldum. Şu an Suriye'de gördüğümüz tablo; bombalanmış sokaklar, ölen çocuklar, dünyanın dört bir tarafına kaçan, dağılan insanlar…Türkiye'nin Suriye'de, Fırat Kalkanı Harekâtı'nda yalnız kaldığına şaşırmamak lazım. Baştan beri Obama böyle bir vaatte bulunmamıştı. Türkiye çok uzun süredir güvenli bölgenin kurulması gerektiğini söylüyordu. Fakat ABD ‘Hayır' diyordu. Türkiye güvenli bölge oluşturulsun dediğinde oluşturulmadı. Bundan sonraki süreçte eğer güvenli bölge oluşumu olursa bir sonraki aşama Irak'ta olduğu gibi orada kendi içinde ayrı bir yapılanma olabilir.

Yaşama hakkı en kutsal hak

İl Göç İdaresi Uzman Yardımcısı:

Biz şu anda ülkemizdeki Suriyelilere mülteci ya da sığınmacı demiyoruz. Halen geçici koruma kapsamında bulunan yabancılar diyoruz. Geçici koruma kapsamında bulunan yabancıların sahip olduğu tüm hak ve olanaklar sunulmakta, temel insani haklara erişimleri sağlanmaktadır. Bizim çalışmalarınızın en önemli noktasını uyum oluşturmaktadır. Hiçbir insanın yaşama hakkının değerlendirilmesi bir başka insana düşmez. İnsanın yaşama hakkı en temel ve en kutsal hak. Aziz milletimiz tarih boyunca imza atmış olduğu sözleşmelerin her birini uygulamış, vermiş olduğu sözleri tutmuştur ve bundan sonra da en ilkeli biçimde bu özelliğini koruyacaktır.

Doğu ve Batı çekişmesi daima oldu

ORDAF Başkanı Prof. Dr. Zekeriya Kurşun:

Ülkemizin ve insanımızın güzel gönüllülüğü, Suriye için yaptıkları ortada. 10 yıl sonra daha da iyi durumda olacağız. Cesur olmak lazım, korkmaya gerek yok. Doğu ve Batı çekişmesi tarihte daima oldu. Bazen biri, bazen de diğeri mutlu ve müreffeh oldu. Batı, bu coğrafyada yaşanan çatışmalardan çok daha ağırlarını yaşadı. Şu anda Batı'da bu çatışmalara doğru gidecek yeni eğilimler başladı. Dolayısıyla orada yükselecek bir çatışmayla bu tarafta refah düzeyi ve çatışma katsayısı azalacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.