Türkiye, prangasını kırdı

SÖYLEŞİ: ÖZLEM DOĞAN

15 Temmuz tarihi Türkiye'nin siyasi tarihinde unutulmaz bir yer edindi. Darbecilere karşı halkın gösterdiği destansı mücadele aylardır gündemden düşmedi ve düşmeyecek. Zira o gece yaşananlar, dış destekli gerçekleştirilmeye çalışılan hain bir kalkışmaya karşı, Çanakkale ruhunun yeniden vücut bulduğu Türk halkının zaferiyle sonuçlandı. Tanklara, tüfeklere karşı elinde sadece bayraklarıyla gözünü kırpmadan ölüme yürüyen Türk halkının duruşunu Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erdinç Yazıcı'yla konuştuk.

Yeni bir Türkiye sosyolojisi

Son yıllarda Türkiye'de sosyolojik anlamda neler değişti?

Türkiye'nin arkada bıraktığı 15 yıl içerisinde soğuk savaş döneminde dünya sistemi ile kurulmuş ilişkisini değiştirmesi söz konusuydu. Özellikle NATO üyeliği, Batı sistemi ile tek taraflı bağımlılık ilişkileri, Türkiye'yi kilitlemişti. Ama toplumsal dinamiklerin kendi ürettiği yeni bir Türkiye sosyolojisi ortaya çıktı. Bu sosyoloji ile Türkiye'nin geçmişten getirdiği tek taraflı bağımlılık ilişkilerini oluşturduğu eski yapı ile yeni Türkiye arasında bir çelişki oldu.  

Bu bağlamda Yeni Türkiye'nin misyonu nedir?

Yeni Türkiye'yi AK Parti ve Erdoğan temsil ediyor. Yani yeni sosyolojinin dünya sistemine yeni talebini de.  Bu yeni talep nedir diye soracak olursak; Dünya sistemi ile dengeli ve kabul edilebilir bir ilişki kurmak ve bunu dünya sisteminin de kabul etmek etmesi gereği.

Bağımlı Türkiye istiyorlar

Yeni Türkiye'nin yeni politikalarını üst akıl nasıl karşıladı?

Büyük bir öfke sebebi oldu. Çünkü NATO'nun en büyük ordularından biriyiz ve her yıl dünyada en hızlı silahlanan ülkelerin başında Türkiye yer alıyordu. Sürekli silah satan, içeride ve dışarıda Türkiye'ye sürekli düşman üreten, Türkiye'nin edilgen bir 3. Dünya ülkesi olarak kalmasını istiyorlar. Bunun için de bir sürü araçlar kullanıldı. Bunların darbelerini ve müdahalelerini bu çerçeve içinde değerlendirmek gerekiyor. Türkiye'yi darbelerle tanzim edip Batı'ya bağımlı tutma gayreti içindeler.

Batının Erdoğan düşmanlığında mazlum ve sömürülen ülkelere yardım eli uzatması ve onların taleplerini dile getirmesinin payı nedir?

Türkiye'nin yeni sosyolojisi açısından dışa bağımlılık artık imkânsız hale geldi. Erdoğan da Türkiye'nin var olan demokrasisini, sosyolojisini cesur ve iyi bir şekilde temsil ediyor. Cumhurbaşkanı ‘dünya 5'ten büyüktür' diyerek düzeni eleştirdi. Dünyanın mazlum, ezilen, sömürülen, itilen kakılan milletlerinin de adaletli bir dünyada yaşamaya hakları olduğunu dile getirdi. Bu da şiddetli bir tepki çekti.

Amaç Türkiye'yi çökertmek

Yeni Türkiye'nin Osmanlı'dan gelen adalet anlayışıyla hareket etmesi darbenin tasarlanma sürecinde aktif rol oynadı diyebilir miyiz?

Üst akıl ‘Türkiye'yi yeniden eskiye nasıl itebiliriz' derdine düştü. Bunu birkaç yolla başarabilirlerdi. Terör ve Alevi-Sünni, Kürt-Türk gibi iç çatışmalarla. Bu yolla Türkiye'yi çökertmek ve bunun içinden krizler içindeki Türkiye'yi yeniden toparlamak istediler. Bu geçmişte sık başvurdukları bir yoldu. Fakat Türkiye siyaseti bu fırsatı karşı tarafa vermedi. O zaman askeri sivil bürokrasi içerisindeki bağımlı yapılanmaları kullanarak Türkiye'ye yeni bir dizayn yapmayı denediler.

FETÖ ve Türkiye içinde darbeyi destekleyen grup aynı merkezden mi yönetiliyor?

FETÖ terör örgütüyle, Batı'yla bağımlılık ilişkileri içinde, Batıcı algısıyla Türkiye'yi yıllarca yönetip belli güç sistemleri içinde tutanlar aynı merkeze bağlı adamlardı. Aslında 15 Temmuz akşamı Türkiye üzerinde kafa yoranların bunu daha şeffaf bir şekilde görmelerine fırsat verdi.

MİT tırları olayında netleşmişti

FETÖ'nün ülke çıkarlarına ihanet eden yaklaşımlarını ilk olarak hangi olaydan okumak gerekir?

MİT tırları meselesinde her şey netleşmişti zaten. Türkiye'nin çıkarlarına, ihtiyaçlarına halel getirecek bütün müdahaleler, Türkiye'de kamu görevlisi kılığına girmiş askerler, savcılar ve polisler tarafından müdahale ile durdurulmuştu. Bugünkü tabloyu o günden anlayabilmek okuyabilmek mümkün aslında.

Darbecilerin ve onları yöneten üst aklın 15 Temmuz'da hesap edemedikleri neydi?

15 Temmuz Türkiye'nin dünya sistemi karşısına daha özel ve bağımsız bir yerde durma kararlılığının gayretinin durdurularak yeniden Türkiye'yi eski yerine çekme hamlesiydi. Fakat bu hamlede en büyük ıskalamayı Türkiye'nin yeni sosyolojisini ihmal ederek yaptılar. Türkiye'nin meydanlarını dolduran milyonlarca insanın farklılıkları ne olursa olsun Türkiye'ye, millete dönük tehdit karşısında yeniden birleşebilecekleri ve topyekûn karşı koyabilecekleri temelleri Çanakkale'de atılmış bir iradeyi tahmin edemediler.

Türkiye'nin yeni sosyolojisini hesap etmediler

Darbeciler kalkışma gecesi nasıl bir açmazla karşılaştılar?

Türkiye sosyolojisinin dönüşümüyle kuvvetlenmiş boyutunu ihmal etmekte aslında bu darbecilerin en büyük açmazı. Kalkışma başladığı andan itibaren milletin sokaklara düşerek, meydanlara çıkarak darbecilerin önüne çıkması, şehit olmayı göze almaları, tankların önüne yatmaları, aslında bu milletin acılı geçmişi üzerinden ürettiği bir arada yaşama iradesinin açık bir tezahürü olarak ortaya çıktı. Ve modern Türkiye tarihinde ilk defa millet kendi kaderine, kendi sokaklarında el koyarak dramatik bir darbe teşebbüsünü durdurmuş oldu.

Önceki darbelerle bu kalkışma arasında bir karşılaştırma yaparsak halkın tepkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aslında bu değişimi en güzel Kızılay meydanında konuşan bir kardeşimiz tasvir etti. Dedi ki; ‘Benim dedem 27 Mayıs'ta Menderes asılırken bir şey söyleyememişti. Babam 12 Eylül'de millet içeri tıkılırken darbeye itiraz edememişti. Şimdi ben itiraz ediyor, tankların önünde duruyor, sonuna kadar demokrasi ve millet egemenliği adına haykırıyorum.' Bu en güzel cevap bence.

15 Temmuz büyük bir milat

15 Temmuz ülke siyaseti açısından ne demek sizce?

15 Temmuz  gerçekten büyük bir milat. Türkiye'nin modern tarihinde kavşak noktası. 15 Temmuz akşamının oturduğu sosyolojik bağlama dış politikadan iç politikaya, ekonomiden siyasete bakarak daha çok anlayabiliriz.

Darbeleri birçok kez tecrübe eden ve önceki darbelerde halkın tepki vermediği Türkiye'de ne değişti de halk bu sefer canı pahasına sokaklara döküldü?

15 Temmuz'da, AK Parti'nin son 15 yılda devletle toplum arasındaki mesafeyi tamamen kapatan, devleti ve toplumu Erdoğan'ın şahsiyetinde özdeşleştiren muazzam bütünleşmenin etkisini görmek gerekiyor. Başka hangi lider verdiği bir demeçle milleti sokağa davet ederek böyle başarılı olabilirdi? Ama Erdoğan'ın karizmatik kimliği ve toplum üzerindeki büyük etkisinin bu büyük direnişte çok büyük bir katkısı olduğun altını çizmek gerekiyor.

Darbenin başarısızlığından memnun olmadılar

FETÖ'yü bu kanlı kalkışmaya teşvik eden nedir?

Büyük bir sıkışmışlıkları vardı anlaşılan ve böyle bir şeye yönelmek zorunda kaldılar. Belli güçler teşvik ve organize ediyorlar. Bunlar tek başına yapabilecekleri işler değil. Bunu 15 Temmuz akşamı özellikle Avrupa ve Amerika'dan gelen ilk tepkilerde gördük. Darbenin gerçekleşmemesinden memnun olmadılar.

Muhalefet de bu kalkışmaya karşı Yenikapı'ya geldi ve darbeye hayır dedi. Bu mesaj nasıl okumalıyız?

FETÖ paralel devlet yapılanması düşünüldüğünden çok daha ileri bir örgütlenmeye kavuşmuş bir darbe teşebbüsüdür. Bu dönemde sahip olduğumuz şeylerin kıymetini çok iyi bilmemiz gerekiyor. Siyasette birbirimizin düşmanı değil, rakibiyiz.

Suriye, FETÖ, kalkışma irtibatlı

Suriye'deki gelişmeler, Türkiye'nin Suriye politikası ve 15 Temmuz'u aynı şablon içinde nasıl değerlendirebiliriz?

Bölgede büyük güçlerin dışında Amerika, Rusya gibi güçler var. En büyük bölge gücü olan Türkiye'nin bölgesel siyasette ağırlık kurucu etkisi milimize edildi, daraltıldı. Hatta ortadan kaldırılma süreciyle karşı karşıya kaldı. Bugün Halep'in yaşadığı dramı da diğer dramları da FETÖ terör örgütünün kalkışması ve Türkiye'ye verdiği tahribatı irtibatlı düşünmek gerekiyor.

 

-------------------------------DOÇ. DR. ERDİNÇ YAZICI KİMDİR?-----------------------

Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi'ni bitirdikten sonra Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji bölümünde doktorasını tamamlayan Erdinç Yazıcı, Gazi Üniversitesi İktisadi Ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünde öğretim görevlisidir.

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.