Suriyeli çocuklara misyoner tuzağı

SÖYLEŞİ: ÖZLEM DOĞAN

Tanzimat'tan bu yana, hemen her dönemde İslam dünyasının önemli sorunlarından olan misyonerlik faaliyetleri günümüzde de görülüyor. Özellikle Osmanlı döneminde kurulan yabancı okulların üstlendiği ve Sultan Abdülhamid'in bu okullara karşı yürüttüğü mücadele, dönemin önemli hadiselerindendir. Hristiyanlığı yayma amacı güden misyonerler, sinsi teşkilatlanmalarını gerek küresel güçlerin, gerekse sömürgeci devletlerin gizli servislerinin desteğiyle hâlâ sürdürüyor. Araştırmacı-Yazar Özge Sena Bigeç, Üsküdar'daki ‘Yaşam Aile Kilisesi Derneği'nin faaliyetlerine katılarak derneğin Suriyeli aileler ve Suriyeli çocuklar üzerindeki misyonerlik faaliyetlerine bizzat şahit olmuş. Bigeç'le derneğin karanlık yüzünü ve özellikle Suriyeli çocukları bekleyen misyonerlik tehlikesini konuştuk.

Özge Hanım, sizin için yaşamınızdaki dönüm noktası nedir?

Ben 28 Şubat sürecinde örtülü değildim. Üstelik İzmir'de yaşıyordum. Üniversitelere başörtüsü yasağı geldiğinde kapandım. İstesem sorunsuz bir şekilde okuyabilirdim ama yasak geldiğini bile bile örtünerek dinimi seçtim. Bu baş, Allah'ın rızası dışında insanlar için açılmamak üzere kapanmıştır.

28 Şubat'ın Kemalist eğitim sistemini reddettim

Okuyabileceğiniz bir sistemi reddetmenizde en büyük etken ne oldu?

Kemalist okul sistemini reddettim. Başörtüsü yasağı kalkınca Açıköğretim Fakültesi'ne yazıldım zira örgün eğitime verecek zamanım artık yoktu. Kemalist sistemin adaletsiz ve menfi sistemine sırt döndüğüm yıllarım en keyifli ve en verimli dönemimdir.

Çevresine duyarlı bir yazar olarak, Üsküdar'daki Kilise derneğini nasıl fark ettiniz?

Bir yerde açılan bir derneğin ne olduğunu bilmemem ve araştırmamam beni hep eksik bırakacaktır. Üsküdar'da yaşayan biri olarak gezen ve tabelalara sık sık bakarak etrafına karşı duyarlı olan biriyim. İşte bu kilise derneğini de böyle keşfettim.

Müslüman semtinde bu derneğin ne işi var dedim

Dernekle ilgili nasıl bir yorum yaptınız ilk etapta?

Bu derneğin varlığı beni oldukça düşündürdü. Üsküdar Müslüman semti, bu derneğin burada ne işi olabilir diye düşünürken bu ülkede gayrimüslimlerin de olduğunu bildiğim için olabilirliğini de düşünüyordum.

Dernekte bağlantı kurduğunuz birileri oldu mu?

Kilise derneğine ilk girdiğimde beni Ali adlı bir bey karşıladı. Masaları ve kitaplarıyla gayet düzenli bir mekândı. Dernekte neler yapıldığını sordum. Pazar günleri vaazlar düzenlediklerini, Çarşamba günleri İsa Mesih adıyla hastalara şifalı dualar okuduklarını söyledi. Derneğin sahibi Ali Bey ve eşiydi.

Hüsn-ü zan etmeye çalıştım

Ali Bey'in anlattıkları size inandırıcı geldi mi?

İlk etapta sadece gayrimüslimlere yönelik bir dernek olduğunu hüsnü zan etmeye çalışıyordum. Kartvizitlerini alarak vaaz toplantılarına katılacağımı söyledim ve ben de çalışmalarımdan bahsettim.

Kilise derneğindeki vaaza katıldığınızda neler gördünüz?

Bir Pazar günü derneğe gittim. Alt katta ayakta sunum yapılıyordu. Sehpalara İncil konulmuştu. Yaklaşık kırk Hristiyan vardı. Ama benim ilgimi ön taraftaki başörtülü hanım dikkatimi çekti. Daha sonra bu hanımın Suriyeli Türkmen bir hanım olduğunu öğrendim.

Kurban ibadetine gösteriş dediler

Vaazda Müslümanların inancından da bahsedildi mi?

Derneğin yöneticisi Ali Bey, İncil'den pasajlar aktardı ve Habil ve Kabil'den örnekler verdi.  Daha sonra “Biz kurban kesmiyoruz çünkü ilk kurban Habil, son kurban da İsa'dır. Kokularından anlayacağınız üzere Müslümanların kurbanı yaklaşıyor. Müslümanlar size zorla kurban eti sunarsa o eti yemiyorsunuz” diyerek kaba bir Müslüman profili çizerek kasıtlı bir bilinçaltı mesajı gönderdi. Kurbanın bir gösteriş olduğunu söyledi.

Vaaz dışında gerçekleştirilen başka bir ritüel oldu mu?

Anlatı bittikten sonra bir tepsi ve bir kupa geldi. Ali Bey, “İsa bizim adımıza kurban oldu. Ekmek bizim için onun parçalanmış bedeni, bu kupadaki de kanıdır” dedi. Oysa kupadakinin şarap olduğunu söylemedi. Ben hariç diğer bulunanlar sıraya geçerek o ritüeli gerçekleştirdiler ve başı örtülü Türkmen Hanım da en öndeydi ki ben onu tanıyorum. Üsküdar'da evlerini halka açan ve yardım isteyen Suriyeli insanlardan biri.

Bahsettiğiniz Türkmen Hanım Hristiyan dualarına eşlik etti mi?

Kalbinde Hristiyanlığa dair içinde şüphe duyan olup olmadığını sordu. Suriyeliler ‘size şifa dağıtıyoruz' diye sahneye alınıyorlar. Türkmen Hanım kendisine dua ediliyor sanıyor. Onlar da bu dualar Hristiyanlara aittir açıklaması yapmıyorlar.  Müzik eşliğinde İsa Mesih adına diyerek Ali Bey'in eşi bir takım ritüeller gerçekleştirdi.

‘Örtülüleri de kazanmışsınız' sözleri hala kulaklarımda

Derneğe Türkmen Hanımdan başka gelen Suriyeli oldu mu?

Dua seansı sürerken tesettürlü hamile bir bayan daha geldi. Ekmek şarap sırasına giren Hristiyan bir bey, dernek yöneticisine, ‘Ooo örtülüleri de kazanmışsınız' dedi.  Suriyeliler ön taraftaydılar. Okumalar bitince yukarıyla doğum günü partisine geçtiler.

Başka nelere şahit oldunuz?

Ben ‘ne olacak' diye beklerken yanıma birkaç hanımla birkaç bey geldi. Bana sorular sormaya başladılar. Ardından sekiz yaşlarında bir kız çocuğu arkamdan selam verdi. ‘Senin annen kim' diye sordum çünkü çocuk Hristiyanlara benzemiyordu. Örtülü Türkmen Hanımı göstererek ‘annem burada' dedi. ‘Sen Suriyeli misin' diye sordum ve evet cevabı aldım. Çocuğun çok düzgün bir Türkçesi vardı.

Suriyeli çocukları orada görünce şok oldum

Suriyeli başka çocuklar da derneğe gidip geliyorlar mıydı?

Ben o kız çocuğuyla konuşurken Üsküdar'da tanıdığım, evlerine gittiğim Suriyeli çocuklar geldi ardı ardına. Beni hemen tanıdılar ve birbirimize sarıldık. Ben artık açıkça tehlikenin farkındaydım. Bu Müslüman çocukların burada ne işi vardı? Üstelik normalde örtülü olan Suriyeli kız çocukları orada örtülerini çıkarmışlardı.

 

Dernekte misyonerlik faaliyetinden başka Suriyelilere yönelik başka girişimler olduğunu da fark ettiniz mi?

Komple binayı temizlemesi karşılığında Suriyeli kadına elli lira gibi cüzi bir para veriyorlar ve bu kadını cemaate Hristiyanlaştırdıkları Müslüman olarak lanse ediyorlar. Üstelik amaçları da bu.

Misyonerlerin hepsi Amerika'dan gelmişti

Dernekte sadece Ali bey ve eşi mi var yoksa başka misyonerlerle de konuşma olanağı buldunuz mu?

Koreli bir hanım da dernekteydi. Ümraniye'de oturduklarını söyledi. Biraz daha sohbet etiğimde eşiyle birlikte Amerika'dan geldiklerini söyledi. Yukarıda ki Kurt adlı misyonerin de Amerika'dan geldiğini öğrendim.  Tehlikenin boyutları yavaş yavaş belli olmaya başlamıştı. Üstelik orada dağıtılan kitapta Tevrat, Zebur, İncil anlatılıyor ama Kuran'a yer verilmiyordu. Yukarıya çıktığımda Kurt adındaki misyoner yanıma geldi. ‘Hristiyanlığa dair aklınıza takılan bir şey varsa cevaplamak isterim' dedi.  İncil'i yıllarca araştırdığını ve asla tahrif edilmemiş olduğunu söyledi.

Suriyelilerin sizin yanınıza gelip sohbet etmesi dernek yöneticilerinin dikkatini çekti mi?

Suriyeli hanımlarla beraberken dernektekiler pasta dağıtımına başladılar. Hamile olan Suriyeli Semira'yla göz göze geldik. Ben kaşlarımı kaldırarak almamasını işaret ettim. Türkmen Hanım, Ali Bey'in eşine beni anlatmaya başladı: ‘Ben bu hanımı çok seviyorum ve Üsküdar'da hep görüyorum. Bize çok yardım ediyordu' dedi. Dernek yetkilileri rahatsız olmaya başladı. Çünkü Hristiyan bir dernekte bir Müslüman'ın yardımseverliği anlatılıyordu.

Müslüman Suriyeli kadına haç resmi boyatıyorlardı

Peki dernekte sizi şok eden başka bir görüntüyle karşılaştınız mı?

Bizim tam olarak sahip çıkamadığımız ve bazılarının ‘nereden geldi bunlar' dedikleri Suriyeli kardeşlerimiz kimlerin elinde, Hristiyan misyonerlerin. Tam aşağıya inerken çocuk odasının önünden geçtim. Bir an durdum. Hristiyan bir kız, başı kapalı Suriyeli bir hanıma resim yaptırıyordu. Suriyeli hanıma haç çizdirmiş, üzerine ‘love' yazdırmış, onu boyatıyordu. Bunu görünce yaşadığım şoku ve kızgınlığı anlatamam.

Suriyeli kadınlara neden bu Hristiyan derneğe geldiklerini sordunuz mu?

Aşağıya inip Suriyeli Semira'ya ‘burada ne işiniz var' diye sordum tabi. ‘Abla ne yapayım, yardım ediyorlar' dedi. Hemen telefon numarasını aldım ve dernekten çıktım. Ben dışarıda dolmuş beklerken Ali Bey'in eşi, Suriyeli kadınların elinden tutmuş onları markete götürüyordu.

Kaç kişiyi Hristiyan yapabildiklerini konuşuyorlardı

Gözlemleriniz sonucunda derneğin asıl amacını tam olarak nasıl tanımlarsınız?

Ali Bey, sohbette ‘kaç kişiyi Hristiyan yapabildiniz' diye sordu. Onların Pazar günü bir araya gelmeleri sistem olarak ‘kaç kişiyi Hristiyan yaptın' üzerine. Bu derneğin amacı gayrimüslim vatandaşlarımızın kendi ibadetleri için bir araya gelmesi değil tamamen misyonerlik. Yoksa Suriyelilerin orada ne işi var?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.