Beyoğlu ve Üsküdar belediyeleri yıllardan beri mühim bir kültür hizmetini gerçekleştiriyorlar: İstanbul Beyoğlu Sahaf Festivali, gördüğü yoğun ilgi nedeniyle 13 Kasım Pazar gününe kadar açık kalacak.

Sahaflık mesleğinin öneminden daha önce defalarca bahsettim. Kültür hayatımıza en çok katkıda bulunanlar arasında sahafları başa almak gerekiyor. Yitik hazineler, kıymetli eski kitaplar sahaflarda bulunur. Ve onları sık sık ziyaret edenler arasında elbette ilim adamları, araştırmacılar, yazarlar ve kültür dünyasının seçkin mensupları vardır.

Yıllar önce bir sahaf meclisinde yine eski kitaplar konuşulmuştu. O toplantıda ele alınanları yitip gitmesin diye özetle hatırlatmak istiyorum. Sahaflık mesleğine dair Prof. Dr İsmail E. Erünsal Hocamızın Osmanlılarda Sahaflık ve Sahaflar isimli nâdide bir eseri neşredilmişti, inşallah buna yeni kitaplar da eklenir. Mehmet Fatih Can'ın yönettiği o toplantıyı şu sözlerle açmıştım: “Bana göre üniversite de okuyan gençlerin ilk hocaları fakültedeki profesörler ise diğer hocaları da sahaflardır. Sahaflar sadece kitap alışverişinin yapıldığı mekânlar değildir; bana göre ilim, irfan ve medeniyet ocaklarıdır.”  Prof. Dr. İsmail Erünsal Hocamız konuşmasına şöyle başlamıştı:

         “Biz, Türkiye'de araştırmacılar olarak çok şanslıyız. Çünkü hemen hemen bir çok sahada hiçbir şey yapılmamış, ne yapsak kıymete biniyor. Düşünün, şimdi İngiltere'de olsaydık, orada matbaanın icadından bu yana aradığınız, yazılacak her şey yazılmış zaten. Orada meslektaşlarımız orijinal şeyler bulmak zorunda, ama burada öyle değil, elhamdülillah belgelerini koyup ne yazsak oluyor, bitiyor. Biliyorsunuz, Amerika'da bir doktora tezi yazıyorsanız, muhakkak bir teoriye oturtmanız lâzım. Ama bizde öyle bir şey yok. Biz sadece bildiğimizi yazarız.”

         Ve ömrünü kitaba hasreden aziz hoca konuşmasını şöyle tamamlamıştı:

         “1977 de, Osmanlı Vakıf Kütüphaneciliği'ni yazmaya başladım. Yaklaşık 10-12 sene çalıştıktan sonra ilk Türk Kütüphaneler Tarihi'ni yazdım. Buradaki kitap meraklılarına söyleyeyim. Bu Türk Kütüphaneler Tarihi (2) dir. Sakın birincisini aramayın, çünkü öyle bir kitap yok. Sebebi şu, şimdi ben o kitabı yazdığımda Atatürk Türk Tarih Kurumu'na gönderdim.12 Eylül sonrasında, o sırada Suat İlhan Paşa'mız var başımızda, kitabımı görmüş bakmış; ‘İyi de bunun Osmanlı'dan sonrası yok mu, böyle şey mi olur?' demiş. “Bu ikinci cilt olsun, biz bunun ismine Türk Kütüphaneler Tarihi 2 diyelim; bunun birinci cildi de daha sonra üçüncü cildi de yazılsın.' demiş. Bizim kitap bir geldi, Türk Kütüphaneler Tarihi 2... Bendeki provalar tek nüsha olarak Osmanlı Vakıf kütüphaneciliği idi. 19. Yüzyılın ikinci yarısında son dönem matbaacılıkla ilgili çok belge çıktığı halde sahaf kısmı yok, arşivleri taradığımda sahaflarla ilgili sadece 2-3 tane ferman çıktı. Sahafların çoğu ulema sınıfındanmış, yani; müderris, imam, müezzin, kadı gibi mesleklerden olduğu için aynı mektebe kayıtlı olduklarından deftere kayıtlarının yapılma mecburiyeti var. Sahafların isimlerinin olacağını düşündüğüm için o defterleri taradım, 2200 defterden 200 tane sahaf terekesi çıktı. Yani 2,5 asırda 200 tane sahaf belgesi çıktı. Sahaflık sadece Müslümanlara ait bir meslek olduğu için herkes sahaflık yapamıyordu. Tahminimize göre her dönem ancak kırk kişi falan sahaflık yapabiliyordu. 500 kadar sahaf ismi buldum. Bunlardan da zaten kitabın sonunda bahsettim. Terekelerden araştırdığımda baktım sahafların sahaflarla olan münasebeti var ama diğer insanlarla münasebeti yer almıyor. Böyle olunca kitap meraklılarını araştırdım. Çünkü onlardan sahaflara borcu olanlar vardı orada isimleri tek tek çıkıyordu.”

         Arşivlerde en sağlam kayıtların maliye ile ilgili kayıtlar olduğunu, devletin alacağına çok iyi sahip çıkması sonucu bu kayıtların mevcut olduğunu vurgulayan Erünsal, sahafların fiyatların artmasını önlemek için müzayedelerde 500 akçelik kitapları da 50 bin akçelik kitapları da müşterek olarak satın aldıklarını da söylemişti. Erünsal, İkinci Sultan Abdülhamid Han dönemine kadar okuma oranının çok düşük olmasına rağmen Sultan Abdülhamid'ten sonra okur yazar oranının çok artması sebebiyle bu dönemde diğer vilayetlerden kitap talebinin arttığına da vurgu yapmıştı.

         Sohbet meclisinin hatıralar faslı da güzel geçmişti. Yaşayan mümtaz sahaflardan İbrahim Manav, Erünsal'ın Osmanlılarda Sahaflık ve Sahaflar adlı eserin önemine temas ederek başlamış ve “Bu eser, sahaflık tarihi için gerçekten âbide bir eserdir. Hocamız hakikaten iğneyle kuyu kazar gibi tek tek Osmanlı vakfiyelerini taramış.” demişti. Hâfızı Kütüplük müessessesinin varlığını ve önemini anlatan Manav, geçmişte sahaflar çarşısında Hacı Muzaffer Ozak ve yan komşusu Şemseddin Yeşil ile sahaflara gelen yazarlarla kitap düşkünü ünlü isimlerle olan hatıralarını da anlatmıştı. Kitapların baş düşmanı olan kitap kurtlarına karşı “Ya Kebikec” ile önlem almanın yaygınlığına değinen Manav, unutamadığı ilginç hatıralarını da dinleyicilerle paylaşmıştı. Sahaflık kutsal bir meslek. Bu mesleği canla başla icra ederek yaşatan bütün sahaflara selâm olsun.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.