Darbenin göbeğinde NATO var

İSMAİL ZELVİ

TÜRKİYE, 15 Temmuz günü yeni bir darbe teşebbüsüyle daha karşılaşmıştı. Fakat bu kez cuntacılar karşılarında, vatan için canını malını, çocuğunu ve eşini feda etmeye hazır bir millet buldu karşısında. İşte onların hesap edemedikleri nokta buydu.

“Bence NATO tezgâhladı”

Darbe girişimi sırasında tankların karşısına dikilenlerden birisi de eski asker ASDER Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Hacımustafaoğlu idi. Onunla  Türkiye'de darbe geleneği ve FETÖ'cüleri konuştuk. Hacımustafaoğlu, darbe girişiminin İslam Ordusu'nun kurulmasına mani olmak isteyen NATO tarafından tezgâhlandığını, FETÖ'yü maşa olarak kullandıklarını söyledi.

-Efendim 15 Temmuz'da büyük bir badire atlattık. Yıllarca orduda görev yapan bir subay olarak bu darbeyi kim, niye yapmaya kalkıştı?

Türkiye'de bütün darbelerin planlayıcısı NATO'dur. Her zaman darbelerin göbeğinde olmuştur. Türkiye'nin baş belasıdır. Her ne kadar NATO üyesi olsak da, Türkiye NATO'dan çıkmadığı sürece darbelerden kurtulamaz. Ben siyasetçi değilim alternatifini bilemem. Türkiye 1958'de NATO'ya girdi. 1960'da Amerika'da eğitim gören subayların oluşturduğu cunta tarafından darbe yapıldı. Darbe zinciri NATO'ya girmemizle başladı.

İslâm Ordusu'nu engellemek

-Müttefikimiz olan ülkelerden kurulu bir askeri organizasyon niçin darbe yapsın?

15 Temmuz'un en önemli sebebi, Ortadoğu'da emperyalist güçlerin petrol, su ve İsrail'in güvenliği için oluşturacakları yeni haritaya sekte vurulma ihtimaliydi. 34 İslam ülkesinin bir araya gelerek İslam Ordusu'nu kurma fikri ve bunu realize etmeye başlamaları NATO'yu harekete geçirmiştir. İslam Ordusu'nun emperyalist istihbarat örgütlerinin oluşturduğu ve beslediği terörü bitireceği ve bölgede güvenliği sağlayarak huzuru getireceğini gördükleri için bu işin lokomotifi olan Türkiye'ye darbe girişiminde bulundular. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar, İslam dünyası prangalarından kurtulacaktır. Türkiye'ye zarar vermek için darbe girişiminde bulunmasalardı; ordunun, polisin, bürokrasinin ve halkın içindeki hainler temizlenemezdi. Darbe girişimi Türkiye'nin gözünü açtı. Neşteri elimize aldık. 

 

Mustafa Hacımustafaoğulları, 15 Temmuz günü oğluyla birlikte ilk sokağa çıkanlardan birisi. Ve Boğaziçi Köprüsü'nde vatandaşlarla birlikte bir tankı etkisiz hale getirdikleri an.

Bayrağı FETÖ devraldı!

-Darbeci damardan bahsediyorsunuz, FETÖ'cüler bu işin neresinde?

Haçlı emperyalistler 1071'de Alparslan'ın açtığı parantezin kapanmadığı görüşünde. Biz burada olduğumuz sürece bu tür girişimler devam edecektir. Türkiye bir ayağa kalkarsa prangaları kırarsa sömürü düzeni sona erer. Lozan'da Türkiye'nin ayağına vurulan prangalardan kurtulma vakti geldi. Türkiye kendisine giydirilen deli gömleğini yırtacaktır. Zamanın ruhu bize bunu söylüyor. Darbe zincirine bakarsanız her 10 yılda bir rutine bağlanmış bir zincirdir. 1960 ihtilali ile Silahlı Kuvvetler içerisinde darbeci damar oluşturuldu. Devleti, rejim, koruma ve kollama görevini kendisinde gören bu bekçiler millete rağmen idareyi elinde tutmak istiyorlar.  70'lerde muhtıra, 80 darbesi, 1997'deki 28 Şubat, bu arada sayısız Ergenekon, Balyoz, Ay Işığı, Sarıkız  gibi atıl kalan darbe yapılanması ve en son 15 Temmuz 2016 darbe girişimi, bu darbeci cuntanın bir sonrakine bayrağı devrettiği bir zincirdir. Darbenin asıl ustası 60-80 ihtilalini ve 28 Şubat'ı yapan zihniyettir. Asıl darbeciler bunlardır. FETÖ'cüler darbenin çırağı. 15 Temmuz'da balyozu yediler. Asıl tehlike şu anda FETÖ'nün temizlenmesi ile birlikte FETÖ'den bayrağı alarak boşluk dolduran ulusalcılardır.

Ergenekon ve FETÖ bağı

- 28 Şubat ile 15 Temmuz'u yapanlar arasında bir bağ mı olduğunu söylüyorsunuz. FETÖ ile Ergenekon çatışması, hapisler, kumpaslar, intiharlar nasıl izah edilecek?

Darbe pratiği deyince büyük resmi görmek lazım. 1960 darbesi Türkiye'nin Rusya ile ilişkileri geliştirmesini önlemek için yapılmıştı. 1980 darbesi öncesi 1979'da İran'da devrim ile İslam Cumhuriyeti kuruluyor. Türkiye'de laikçi Kemalist darbe yapılıyor. Hedef alevi-sünni çatışması idi. Türkiye İran savaşı idi. Beceremediklerinden İran ile Irak'ı vuruşturdular. 28 Şubat, D-8 İslam birliğine karşı yapılan bir darbe idi. 28 Şubat sürecinde önce alevi subayları kullanmak istediler. Alevi yapılanma Hüseyin Kıvrıkoğlu tarafından tasfiye edildi. Fakat bu ulusalcı seküler, laikçi, Atatürkçü görünümlü sahtekarlar, Atatürk'ün ideolojisi ile hiçbir alakası olmayan kendi süfli ve alçak ideolojilerine Atatürk'ü maske yapan kişiler, maalesef 28 Şubat sürecini bu millete topyekün savaş halinde yaşattılar. 15 Temmuz'u da Müslüman coğrafyada kanı durduracak olan İslam ordusunun kuruluşunu önlemek için yaptılar.

 

10 bin personel atılmıştı

-28 Şubat sürecinde neler yaşandı?

28 Şubat'ta laikliği din düşmanlığı olarak algılayıp tatbik eden bu ulusalcı kadrolar. 28 Şubat öncesi İsmail Hakkı Karadayı ve Çevik Bir İsrail'e gitti. Batı Çalışma Grubu dediğimiz kişiler, silahlı kuvvetler içindeki 10 binden fazla milliyetçi, muhafazakar, dindar insanları yani görevindeki başarısına, verimliliğine, ahlakına bakmaksızın irticacı damgası  vurup ordudan uzaklaştırdılar. Bin 650 kişiyi yüksek askeri şura kararlarıyla ordudan atıldı. AK Parti döneminde de Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın şerh koymasına rağmen bunu yaptılar. 3 bin subay, astsubay da ikili, üçlü kararnamelerle atıldı. 28 Şubat cuntası 1984'te kuruldu. Süreci 1985'te başladı. Sivil kesime bunun sirayeti, bürokrasiye, sosyal hayata, ekonomiye, sermaye kesimine, medyaya sirayeti. 13 sene sonra darbe yaptılar. Cuntanın başı İsmail Hakkı Karadayı idi. 1997'de darbe yaptı.

Dindarlar atıldı FETÖ kaldı

-28 Şubat'ta dindarlar ordudan atılırken FETÖ'cüler ne oldu?

Fethullahçı Terör Örgütü'ne 40 yıllık proje ile sistem içerisinde yer verildi. Alevi yapılanmasının sonuç getirecek bir şey olmadığını gördüler. Sadece alevi olan insanların dayanışması tarzında kaldı. 28 Şubat sürecinde zemini uygun bularak bir yapılaşma gayreti içine girdiler. Onlar 28 Şubat sürecinde tasfiye edilince, kendilerini solcu tarif eden, Türkiye'nin başının belası, Kemalizmi ve laikliği kendilerine kalkan yapan makyavelist gaye için her türlü yolu mübah gören, her türlü kılığa giren bir grup işi ele aldı. Bunların hepsi Amerikancı oldu. İşi bunlar ele alınca özle değil şekille uğraştılar. Fetö bu işi Müslümanız diye yaptı ancak Müslüman da değildi. İslamla da alakası yoktu. Sadece İslamı kullandı.

-FETÖ'cülere MGK kararlarına rağmen bir şey yapılmadı mı?

Maalesef FETÖ'cülere hiçbir şey yapılmadı. Laikçi geçinen, Atatürkçü geçinen afedersin geri zekalı taife, o dönemde inançlı, namaz kılan, hanımının başı örtülü olan, içki içmeyen, kumar oynamayan kişilerle uğraştılar. 1986 yılında Ankara Etimesgut'ta güya irticai faaliyetlerde bulunan subay, astsubayı sorgulayan bir merkez kuruldu. İşkence ile sorgulama yapan bu merkez eliyle ilk aşamada 30-50 FETÖ'cü uzaklaştırıldı. Bunun üzerine FETÖ'cüler ele başlarının talimatıyla hanımlarının başlarını açtılar. Kokteylde içki içmeleri için fetva verildi. Namazı önce ima ile sonra evde toplu olarak kılmaya başladılar en sonunda da terk ettiler. Zina yapabilecekleri yönünde fetvalar geldi. Fetvalar üzerine hanımları ötekilerinkinden daha fazla dekolte giyinmeye başladı. O gün bize ‘Bakın bunlar da Müslüman. Onlar hanımlarının başını açtı, içki içiyorlar. Kokteyle geliyorlar. Siz de gelin” şeklinde muamele yaptılar. FETÖ'cüler o dönemi dindarları ispiyon etmekle geçirdiler. Etimesgut'taki sorgu odasına 400 kişi çağrıldı. İlk furyada çağrılanların dışında hiçbiri FETÖ'cü değildi. O dönem Kara Kuvvetlerinden ordu evlerine gönderilen bir gizli evrakta 400 kişilik yasaklı listesi vardı. Bunların FETÖ'cü olarak gösterdiklerinin büyük çoğunluğu FETÖ'cü değildi. Beni bile FETÖ'cü listesine eklemişler. Onların dediği 400 kişi FETÖ'cü olsa bile bin 650 kişi var ilişiği kesilen 1200'ü ne olacak. FETÖ'cüler bu Kemalist geri zekalılardan çok daha akıllı oldukları için bunların arkasına dolandı. Kemalistleri kullanmaya başladı.

-ASDER içinde FETÖ'cü yok muydu?

ASDER'i kurduğumuzda bizim içimizde de FETÖ'cü vardı. 17-25 Aralık sürecinde aramızda çatışmalar başladı. Tavrımızı net olarak koyduğumuz için büyük bir kısmı, hazmedemedi,  rahatsız oldu ayrıldı gitti. 50'nin üzerinde FETÖ'cüyü de biz ayırdık.  1980 yılında başlayan FETÖ yapılanmasında 86'da Harbiye'yi bitirdiler. 28 Şubat'ta önemli mevkilere geldiler. Öğrenci alma birimlerini, sınav merkezlerini okul komutanlıklarını ele geçirdiler. 1990 sonrası karanlık dönem 90 ile 2016 arasındaki 16 yılda Tuğ, Tüm, Kor general seviyesine geldiler. 2004'te FETÖ ile ilgili MGK kararı var ancak. Eskiden olduğu gibi yine irtica ile mücadele adı altında dindar, vatansever insanları atacaklardı. FETÖ'cüler yer altına inmişlerdi. Ulusalcıların yiyemeyeceği kadar zeki insanlar oldukları için bunların FETÖ'cülerle hiç mücadelesi olmadı. Batı Çalışma Grubu bizleri ordudan temizledikten sonra darbe girişiminde kendilerine engel olacak kimsenin kalmadığını düşünerek dışarıya yöneldiler. Yargıya, medyaya sermayeye, akabinde bütün siyasete müdahale başladı. Bu şekilde işi organize ettiler.

-Ergenekon, Balyoz mahkemeleri birer kumpas değil mi idi?

FETÖ'cüler öncelikle dindarlardan boşalan yerlere yerleştirildi. Daha sonraki süreçte ise, Ergenekon Balyoz çıktı. Bu davalar ilk başlangıçta silahlı kuvvetler içerisindeki darbeci damarın temizlenmesi yönünde ortaya çıkan güzel bir fırsattı. Fakat FETÖ ekibi, Ergenekon, Balyoz davalarını silahlı kuvvetler içersinde kendilerine fırsat gibi gördüler. Ergenekoncu ve Balyozcu olarak yargılanan gerçekten bu cunta içinde olanların yanına kendilerine yer açmak amacıyla yüzlerce binlerce masumu eklediler. Mahkeme süreçlerinde ise topluma masum insanlar gösterilerek sanki Ergenekon cuntası yokmuş, Balyoz cuntası yokmuş gibi algı oluşturdular. Ergenekon ve Balyoz cuntalarından hesap sorulmalıydı. İşi sulandırdıkları için sorulamadı. Şimdi de FETÖ temizliği yapılıyor. Ergenekoncu, Balyozcular temizlenirken inisiyatifi FETÖ'cülerin aldığı gibi bugün de FETÖ'cüler temizlenirken inisiyatifi Ergenekon, Balyoz şebekeleri alıyor.

-Darbe kalkışmasında FETÖ'cülerin rolü neydi?

Darbeyi tek başına FETÖ'cülerin yapması mümkün değil. 100 tane FETÖ bir araya gelse böyle bir darbe yapamaz. Uluslararası istihbarat şebekeleri bu işin içinde. Darbede, Mossad, CİA gibi istihbarat örgütlerinin metodları kullanıldı . Türkiye'de bir imamın çıkıp bu metodları uygulamak bir yana öğrenmesi bile mümkün değil. Bu uluslararası bir komplo. Silahlı Kuvvetler içinde FETÖ'cüler biliniyordu. Hükümet 4 bin FETÖ'cünün dosyasını 30 Ağustos Askeri Şurası'nda görüşülmek üzere hazırladı. Ellerindeki gücün alınacağını anlayan FETÖ mensupları Şura'yı beklemeden darbeye karar verdiler.

-SADAT çok eleştiri aldı. Bu şirketle neler yapıyorsunuz?

Ordudan atılmış 23 kişinin kurduğu bir Askeri danışmanlık şirketi. Şu an 65 ortağı var. Dünya ordularına silahlar ve silah sistemleriyle ilgili eğitim vermeyi amaçlıyoruz. 30 ülkeyle temasa geçtik. Hemen Türkiye'deki Darbe işbirlikçileri devreye girdiler. CIA, MI6, MOSSAD, Fransız istihbaratı  bizim hakkımızda rapor hazırladı. Karanlık devlet yapısı, PKK ve FETÖ kol kola girerek üzerimize geldiler. Onların yaptığı komploların sebebini 15 Temmuz darbe girişimi yapılınca gördük. Bizim terörist eğittiğimiz, Türkiye'de akıl almaz cinayetlere imza attığımız yalanlarıyla Türkiye ve Cumhurbaşkanımıza komplo kuracaklardı. Dünya'da 100'ün üzerinde askeri danışmanlık şirketi var. İslam ülkelerinde böyle bir şirket yok. İlk defa biz kurduğumuz zaman. Önce Sebahat Tuncel, bir iftira attı. Bu iftiraya Cumhuriyet gazetesi sahip çıktı. Kendisi hâlâ Amerikada olan derin karanlık adam Mehmet Eymür destekledi. PKK ve FETÖ medyası ortak kampanya yürüttüler. FETÖ'cüler Fuat Avni kanalıyla üzerimize geldiler. Gördük ki bunlar silah tekelini elinde bulunduranların adamları. Hepsi aynı yerden emir alıyor. Şayet 15 Temmuz başarılı olsaydı. Bizim üzerimizden Cumhurbaşkanımıza ulaşacaklar. İftiralarla yargılama yoluna gideceklerdi. Tezgâh buydu. Allah'a şükür milletimiz buna izin vermedi.

-Niye böyle bir şirket kurdunuz?

Dünya silah tekeli maalesef emperyalistlerin elinde. İstediklerine silah veriyorlar. Ülkeleri, grupları birbirlerine karşı savaştırıyorlar. Biz en azından bizim ASELSAN gibi şirketlerimizin ürettiği silahların eğitimi yönünde danışmanlık hizmeti vermek istedik. Suudi Arabistan'ı beş şirket yönetiyor. Hava Savunma Sistemi eğitimini bizden almak istediler. Hemen taş koyuldu. ABD'li şirketler bize beraber çalışma teklif etti. Kabul etmeyince, Sebahat Tuncel, bizim Lice'de 34 köylüyü yakmak istediğimizi, bir Albay'ın köylüleri kurtardığı yalanını attı. O albay zaten FETÖ'cü idi. Almanya, Amerika, Fransa'nın şirketleri bangır bangır silah ticareti yaparken, Türk şirketinin kurulmasını hazmedemediler.

-15 Temmuz niye başarısız oldu?

En büyük eksiklikleri deşifre olacaklarını anladıkları için gece 3'te planladıkları darbeyi akşama almaları oldu. Hırsız eve siz uyurken gelir. Bunlar da devlet hırsızları. Millet daha sokakta iken darbeye kalkıştılar. Hırsız suçüstü yakalandı. Duyar duymaz. Belime tabancalarımı takıp, Kartal'da Baransel Kışlasının önüne koştum. Askerlerin oradan çıkmamaları için mücadele ettik. Cumhurbaşkanımız çağrı yapmadan önce direnişler başlamıştı. Cumhurbaşkanımızın liderliğini ortaya koyarak yaptığı çağrıyla milyonlar sokağa döküldü. Bundan sonra darbe yapacaklar şunu gördüler. Türk milleti darbelere karşı bağışıklık kazandı. Bundan sonra herkes sokağa çıkar. 15 Temmuz'da sokağa çıkan halkı yönlendirecek ASDER üyeleri gibi profesyoneller vardı. Biz bunu 1994'te deklare ettik. Darbeciler kim olursa olsun sonuna kadar mücadele edeceğiz.

MUSTAFA HACIMUSTAFAOĞLULLARI KİMDİR?

Mustafa Hacımustafaoğulları, 1958 Kütahya doğumlu. 1980'de Hava Harp Okulu'ndan mezun oldu ve göreve başladı. 1997 yılında 28 Şubat post modern darbesiyle binbaşı iken irticai faaliyetlerde bulunmak iddiasıyla Yüksek Askeri Şura kararıyla ordudan atıldı. Halen ASDER Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyor.  Hacımustafaoğulları, 4 çocuk 6 torun sahibi.  

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.