İnsan olmak,  birtakım görevlere ve statülere sahip olmak demektir. Baba olmak, insan olmanın gereği olarak sahip olunan bir statü, görev ve sorumluluktur. Birçok görev ve sorumluluğun anlamını kaybettiğimiz gibi, baba olmanın da asli anlamını ve işlevini kaybetmiş görünüyoruz. Asli görev ve sorumluluklarımızı anlamak yerine, yüzeysel ve yapay bir şekilde babalık, annelik,  dedelik, ninelik, dayılık, teyzelik,  halalık  ve kardeşlik gibi   sağlıklı bireysel ve toplumsal ilişkilerin  gelişiminde anahtar rol oynayan aktörleri etkisizleştirdiğimiz görülmektedir.

Annelerimizle olduğu gibi babalarımızla sağlıklı  ve sahici ilişkiler kuramadığımız bir dönemdeyiz. Babalarımızla kuramadığımız sağlıklı ilişkileri, babalar günü denilen ritüelle sahte ve yapay bir şekilde   yerine getirmeye çalışıyoruz. Babalar gününde babalarımıza gömlek, kravat, kalem veya  takım elbise gibi   bir hediye alarak ona olan sevgimizi göstermeye çalışıyoruz. Annelik gibi babalık da, bir günün ritüellerine sıkıştırılamayacak kadar önemli  sıfatlar, pozisyonlar, sorumluluklar içermektedir. Babalık, babalar gününe bırakılmayacak kadar önemli bir görevdir.

Babalığın bugün mafya veya devletle özdeşleştirilerek kullanılması büyük bir yozlaşma örneğidir. Devlet baba veya mafya babası gibi kavramlar, maalesef dilimize yerleşmiş durumdadır. Babalık, devlet gibi  bir kurumla özdeşleştirilecek yada mafya tarzı suç şebekelerinin elebaşlarına verilecek bir konum, sıfat ve sorumluluk değildir. Babalık,  kendisiyle en yakın insani ilişkiyi kurduğumuz   kişiye verilecek bir görev, statü ve  sorumluluğu ifade etmektedir. Babalık, içtenlik ve fedakarlık  üzerine şekillenen en  sahici insani konumlardan biridir.

Babalık, bir ilişki durumudur. Baba olmak,  insani gelişimimize  her açıdan katkı sunmayı, bize destek olmayı, yardımcı olmayı ve  yol göstermeyi gerekli kılan bir  ilgilenme durumunu içermektedir. Babalık, biyolojik ilişkilenmenin ötesinde, psikolojik, duygusal ve sosyal bir bağlanmayı gerekli kılmaktadır. Çocuk ve baba arasında maddi ve biyolojik olanın ötesinde psikolojik, duygusal, ahlaki, manevi ve sosyal bir ilişki ve bağlanma halinin olmaması  durumunda, bütün insani gelişimin ve ilişkilerin  çürümesi gibi  tehlikeli ve yıkıcı bir hal ile karşı karşıyayız.

Günümüzün en büyük sorunlarından biri baba ile eşin ve çocukların  sağlıklı, verimli duygusal, psikolojik, manevi, ahlaki ve sosyal  ilişki kuramaması gelmektedir. Baba ile  sahici anlamda işlevsel ve insani ilişki kurulmadığı için, baba  olmak sadece ekonomik  bir  sponsor olmaya indirgenmiştir. Bu yaklaşım  bankamatik   babası olarak ifade edilmektedir. Babanın sadece harçlık ve para veren  biri durumuna düşürülmesi, aslında babanın çocukları ve eşi tarafından bir yabancı olarak görülmesi ve anlaşılması demektir. Baba, çocukları ve eşi tarafından evde yaşayan bir yabancı olarak görülmemelidir. Baba ile çocukları ve eşi arasında   tanıma, etkileşim, ilgi ve ilişki halinin sürekli olarak  korunması için baba, çocuklar ve eş karşılıklı olarak  çaba sarf etmek durumundadırlar.

Babayı, silahla, şiddetle ve güçle  özdeşleştirmek,  neredeyse değişmez mutlak bir zihniyet haline gelmiştir. Şiddetin ve gücün toplumsal ve kültürel  değer haline getirilmesi,   baba üzerinden gerçekleşmektedir. Şiddeti, yüceltmeyi, gücün peşinden koşulmasının amaç  haline getirilmesini,  merhamet  ve nezaket yerine sertliğin ve kabalığın çocuklarımıza öğretilmesini hep  baba  üzerinden yapıyoruz. Baba dediğimiz konumun, sertlikle, şiddetle ve kabalıkla bir ilişkisi olmadığını kavramamız gerekmektedir. Babayı sevgiyle, şefkatle, nezaketle ve barışla ilişkilendiren yeni bir anlayış geliştirmemiz lazımdır. Babalık, ahlaki ve insani erdemlerle ve niteliklerle donatılmalıdır. Babalığın içinin şiddetle,  sertlikle ve kabalıkla doldurulması  kültürel ve sosyal hayatımızda    aile içi şiddet, çocukların suça itilmesi,   kadının hor görülmesi gibi ciddi insani sorunların çıkmasını sağlamaktadır.

Kendisinde insanlık için güzel bir örnek bulunan Rahmet Peygamberi, babayı  güzel ahlakla  birlikte ele almaktadır. Günümüzde  baba anlayışı, tamamen  materyalizmle  kuşatılmıştır. Kişiler, babalarından   kendilerine ev, araba, arsa veya  para kalmalarını beklemektedirler. Materyalizmin aksine Hz. Peygamber, “bir babanın çocuğuna bırakacağı en iyi mirasın güzel ahlak olduğunu” ifade etmektedir. Baba,  çocukları için güzel ahlak modeli olan kişi demektir.

Babanın çocuklarına güzel ahlakı kazandıran kişi olması için, babalık  sorumluluğunun akılla, bilgiyle, ahlakla, hukukla, maneviyatla, inançla ve özgürlükle doldurulmasına ihtiyaç vardır. Diğer insanlara,  çocuklara, kadınlara, doğaya ve hayvanlara karşı  kişinin  saygı ve merhamet içinde olması bilincini babanın çocuklarına ve ailesine kazandırması lazımdır. Babanın güç ve şiddet uygulayan olarak değil,  okuyan, düşünen, öğrenen  biri olarak  örnek alınmasına ihtiyaç vardır. Babalık, sertlik ve otorite maskelerinin   arkasına gizlenmek yerine eşi ve çocuklarıyla konuşan ve iletişim kuran birisi olmasına ihtiyaç vardır. Çocukların ahlaklı, bilgili ve yapıcı bireyler olarak hayata hazırlanması için babanın  öğrenen ve öğreten biri olarak davranması gerekmektedir. Dengeli bir ilgiyle sorumluluklarının farkında olan, sevgisini göstermekten çekinmeyen,  çocuğun bakım ve gelişimiyle yakından ilgilenen, aileye, topluma ve çocuğa güven veren, ailesiyle yakından sıcak, duygulu ve dolu ilişkiler kuran, öfke yerine şefkatle  hareket eden sahici baba pratiğine ihtiyaç vardır.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.